S. Çetin Şahin
•Gençler iş beğenmiyor ön yargısına katılmıyorum. Ülkede yoksulluk sınırın 51000 TL diye açıklanıyorsa. Gençlerin değil, mevcut çalışanların da çok büyük bir kısmının iş beğenmemesi normal değil mi?
Son zamanlarda dikkatinizi çekti mi? Vatandaşlardan yetkili ve siyasilere; "Bize vaat vermeyin, fabrika, kurum iş istihdamı oluşturun, geçlerimiz işsiz” gibi cümleleri pek duymaz olduk. Bunun yanı sıra siyasilerinde; “İşsizlik ile ilgili çözüm bulacağız” gibi söylemlerini de duymuyoruz. İşsizlik sorunu çözüldü mü? İşsizliği kaybettik mi? Acaba gerçekten üretim yapıyor muyuz? Biri bunun cevabını verirse seviniriz.
Bu zamanlarda çevremizde işsizlik konusundan hiç bahsedilmiyor. Eleman arayan işletmeler ile işsizlik sohbetinde esnaflar; "Kimse çalışmıyor, çalışmakta istemiyor, çalışmamak için şartları zorluyorlar. Hazır ebeveyn parası yiyorlar" diye yakınıyor.
Yeteneğine göre seç beğen iş imkânı isteyenlere bu kapı aralandı. Sanırım arz ve talep karşılanıyor ki üretimde de bayağı yol aldık. Hatta seri üretim var ki bütün işletme ve fabrikalar iş ve işçi alıyor. Eleştirenlere şöyle diyelim şuan ne iş yapmak istersen -tabi işini düzgün ve takip ederek yaparsan- mutlaka para kazanırsın. Bir kişi para kazanamıyorsa bu kişinin yeteneksiz ve başarısız olmasından kaynaklıdır, diye düşünüyoruz. Bakış açınızı değiştirin bu konuda birçok uzman fikir veriyor. Araştırıp doğru kaynağa ulaşmakta fayda var.
EYT'den emekli bir kişiye sordum “Abi fabrikalarda çok iş var” şöyle cevap verdi: “ben kafama uygun, keyfe keder iş arıyorum" dedi.
Yine kuryecilik yapan bir kişiye sordum? İşi bırakmak zorunda kalmış. “Fabrikalara gittim, asgari ücretten fazla ücret veriyorlar. Lakin iş ortamını beğenmedim. Sosyal hakları fazla olan bir işe bakmaya başladım. Cumartesi ve Pazar tatil olan bir iş buldum. İşe Pazartesi günü başlayacağım inşallah" diye söyledi.
Araştırmalara göre her iki çalışandan biri iş değiştirmek istiyormuş. Eskiden böyle bir lüks yoktu, çünkü iş sorunu vardı. Böyle bir fikir kimsenin aklına gelmiyordu bile. Elinizdeki işe sahip çıkın, bu işten çıkarsan kolay iş bulamazsın diye söylenirdi. Asgari ücret alan adam maaşı beğenmiyorsa, daha fazla maaş ve sosyal imkan veren işletmelere başvuru yapıyor. Çünkü oda var. Mesleğine, yeteneğine ve kalitene göre işler mevcut. Ülkemize Suriyeli, Afganlı, Iraklı ve diğer ülkelerden gelen birçok kişiler de bizim belki de hiç elimizi değmeyeceğimiz işleri yapıyorlar. Çalışan herkese iş var anlaşılan.
Yine çevremizdeki kişiler; “Etrafta birçok iş var ancak kimse iş beğenmiyor. Bunun gibi birçok örnek var. Bize inanmıyorsanız etrafınıza bakın, sorun ve soruşturun. Böyle bir şey yok ise bizi kandırmış olabilirler. Televizyonlarda da sürekli işsizliğin düştüğü ile ilgili haberler duymaktayız. Bu işte bir oyun mu var? Yoksa bizi mi kandırıyorlar? Diye düşünsek sanki “Görünen köy kılavuz istemez” misali her şey ortada. Müslümanın gücü yettiğince son anına kadar çalışması gerektiğini düşünüyoruz. Gençlerin çok enerjisi var. Bunu yanı sıra akıllıca çalışmaları onlara ilerde büyük fayda sağlayacaktır. Bundan sonra ve her zaman yaşını başını almış yetenekli olanlar arkasındaki gençlere ne bırakabilirim? diye çalışmalı. Unutmayalım, karpuz bile giderken çekirdeğini bırakıyor.
Güncel verilere göre; 10 Ocak 2024 tarihinde açıklanan iş gücü istatistiklerine göre işsizlik oranı 2023 yılı Kasım ayında yüzde 8,8 seviyesinde gerçekleşti. İstihdam edilenlerin sayısı 31 milyon 961 bin kişi, istihdam oranı ise yüzde 48,7 oldu. Mevsim etkilerinden arındırılmış veriler dikkate alındığında; İstihdam edilenlerin sayısı 31 milyon 611 bin kişi, istihdam oranı ise yüzde 48,2 olarak gerçekleşti. İş gücü 34 milyon 726 bin kişi, iş gücüne katılım oranı ise yüzde 52,9 olarak gerçekleşti. Bu gelişmeler neticesinde mevsim etkilerinden arındırılmış işsizlik oranı yüzde 9,0 oldu.
İşini bulan genç, sıradaki işi olan eşini bulmaya karar vermekte zorlanıyor. Bu konuda da endişe ve korkusu evlenmesine sanırım izin vermiyor. Son olarak gençler, siz her şeyin en iyisine layıksınız, umarız her şey gönlünüzce ve istediğiniz gibi olur. Seviliyorsunuz, umudumuzsunuz. Amacımız kimseyi üzmek, adres vermek ve siyaset yapmak değil, gözle görülebilen gerçekleri anlatmaktı, biliniz istedim. Eksikliklerimizi hep birlikte düzeltmek istiyoruz. Hayırlı güzel sağlıklı günler dileriz.
Çubuk Aksiyon haber ajansı gündem gazetesi öncelikle Çubuk ilçesindeki bir kaç sayılı haber siteleri arasında gündemi takip ederek okuyuculara doğru bilgileri sunmaya devam ediyor.
İlçede birkaç sayılı haber sitesi arasında olan ve “Çubuk’a dair ne varsa” sloganı ile Çubuk’ta haber, reklam, tanıtım ve rehber görevi üstlenen Çubuk Aksiyon Haber Sitesi kuruluş tarihi 2008 yılından bu yana aralıksız okuyucusuna hizmet vermeye devam ediyor. Haber sitemizde sizlerle haberlerimizde tarafsız yayıncılığımız ile görselliğimizi her daim paylaşmaya devam edeceğiz. İsminin değişikliğiyle dikkat çeken Çubuk Aksiyon, sürekli yenilenip, güncellenmektedir. Çubuk'ta haber ihtiyacına cevap verebilen haber sitesi olma özelliği yanı sıra, okuyucularına haber alış verişi sağlamaya devam ediyor. Maddi hiçbir beklentisi olmayan sitemizde tamamen gönüllü ve fahri muhabirler ile sizlere haber sunuyoruz. Haber sitemiz okuyucularına sağladığı kullanımı kolay, hızlı okuma, güzel bir görünüm özelliği ile okuyucularına haber akışı sağlıyor. Okuyucularımızdan aldığımız bu güçle de yayın politikasını değiştirmeden yolumuza devam ediyor.
Çubuk Aksiyon Gazetesi - Haber Ajansı - İnternet Haber Sitesi imtiyaz sahibi olan Müfit Onbaşı açıklamasında: "Okuyucularımızın bize göstermiş olduğu ilgi, yardım ve yorumlarından dolayı çok teşekkür ederiz. Görevimiz ve işimiz olan gazetecilik mesleğimizde doğru ve kesin bilgi içeren haber yapmak önceliğimiz olmuştur. Bu konuda bizi herkes tanır. Haber sitemiz artık ulusal haber siteleri değerinde bir görünümdedir. Çubuk hakkında her türlü bilgi ve öğrenmek istediğiniz her türlü arşivi ile zengin bir içeriğe sahip. Haber sitemiz sürekli güncellenen ve yenilenen tasarımı ile kullanıcıya, habere hızlı ve kolay erişim imkânı sağlıyor. Haber okumayı kolaylaştıran zarif görünüm ve ergonomik yapı sayesinde ziyaretçilerimiz, artık web sitemizde daha fazla zaman harcıyor" diyerek devam etti.
Sizlere, 15 yılı aşkın tecrübesi ve deneyimli kadrosuyla ilçeye özgü, haber, fotoğraf ve video üreterek okuyucularına sunmaktayız. Çubuk’un gündemini takip eden ve yine ilçenin güncel haberlerini sizlere aktarmaya devam edecek olan cubukaksiyon.com web adresinden istediğiniz her şeye kolayca ulaşılabileceksiniz. Günümüz teknolojisine, değişime ayak uydurmak için siz değerli takipçilerimizin fikir ve görüşlerini değerlendirerek, sitemizi daima hem güncel tutuyor, bilgi ve tecrübelerimiz ile sistemimizi hem güçlü tutuyor, hem de sürekli yeniliyoruz. Yine okuyucularımızın ve abonelerimizin görüş ve fikirlerini değerlendirerek doğru kaynaklardan bilgi alarak haber ekliyoruz. Okuyucularımızın haberlere yazdıkları yorumlardan güç alarak onlara en güzel haberler sunmaya devam ediyoruz. Bizi ziyaret eden bütün takipçilerimize teşekkürü bir borç biliriz. Bizi izleyen, takip eden herkese teşekkür ederiz.
Çubuk Aksiyon Gazetesi Haber Ajansı olarak okuyucularımıza bazen acı kötü haber verdik üzdük, bazen de mutlu iyi haber vererek yüzünü gülümsettik. Çubuk’un gündemini an an takip ederek, yine ilçenin güncel haberlerini sizlere aktarmaya her zaman devam ediyoruz. Birçok okuyucumuz bizi takip ederek bir eşiniz dostunuz iyi ya da kötü haberini bizden okuyarak öğrendi. İşimiz ilçede iyi, kötü, güzel ve mutlu tüm haberleri sizlere duyurabilmek. İlçede tabi ki kötü olayların olmasını bizde istemeyiz. Ama koca 100 bini aşkın bir ilçe her şey olabiliyor. Doğru kaynaklardan kesin bilgileri alarak kimseyi mağdur etmeden elimizden geldiği kadarıyla haberlerimizi insanları incitmeden yapmaya çalışıyoruz. cubukaksiyon.com sitemiz ile şimdiye kadar birçok okuyucusu ile haber, yazı, resim ve video göstererek okuyucumuzun beğenisini kazanmaya çalıştık. Bundan sonra da hedefini şaşmadan, internet haber okuyucularına, kaliteli doğru kaynaklardan haberlerimizi yine siz değerli o okuyucularımızın yorumuna sunacağız.
Günümüzde sosyal medya hesaplarında bir çok sayfa tarafından yüzeysel başlık şeklinde verilen yazılardan öte gazeteciliğin en önemli kaynağı olan 5N - 1K özelliğinde haber yapmaktayız. Bu vesile ile internetin vazgeçilmezi sosyal medya da , Facebook, İnstagram ve Twitter’da büyük bir organik takipçi kitlesine ulaştık. Son olarak sizleri değerli okuyucularımızı aramızda görmekten mutluluk duyar, iyi çalışmalar dileriz. Enerjimize güç kattığınız için teşekkür ederiz. “Bir gün bizi ziyaret edeceğinizi biliyorduk. Aramıza hoş geldiniz. Artık şuan bizi siz dâhil herkes tanıyor”
Çağımızda baş döndürücü hızla gelişen bilim ve teknoloji sayesinde, ulaşım ve iletişim alanında kullanılan çeşitli alet ve cihazlar bizlere sunulan büyük nimetlerdir. Artık kâğıt, kalem, mürekkep, daktilo vs. gibi malzemeler gerekmeden bilgisayarın tuşuna basarak istediğimiz bilgi alış verişinde bulunabiliyoruz. Bilgi, duyuru ve düşüncelerimizi kolayca paylaşabiliyoruz. Cenabı-Hakkın lütfettiği bu imkân ve nimetleri düşünerek, bazı dost ve arkadaşların da istekleri doğrultusunda, ben de müktesebatımı, görüş ve düşüncelerimi paylaşmaya karar verdim. Rabbimin verdiği ömür ve imkânlar ölçüsünde buradan sizlere (SELAM) başlığıyla sesleneceğim. Dini, ahlâki, sosyal ve kültürel konularda yazmaya çalışıyorum. Bu adımı atmamda 3 ana faktör etkili olmuştur; Bunlar şunlardır: 1-İletişim teknolojisini hayırda kullanmak ve bu nimetin hakkını vermek, 2-Emri-bil’mâruf, nehyi-anil’münker diyebileceğimiz tebliğ vazifem, 3-Sahip olduğum, nâciz bilgi ve birikimin benimle toprağa gitmemesi. Burada hemen belirtmeliyim ki; Hata, eksik ve fazlalıklarım olursa, samimiyetime hamlederek hoş görmenizi dilerim. Sürçü-lisan olursa af ola. Bilindiği gibi; çalkantılar, kavgalar, çatışmalar, açlık ve sıkıntılarla dolu bir sorunlar yumağı halindeki dünyamızda huzur içinde yaşamaya çalışıyoruz. Mum ışığıyla aradığımız bu huzuru yakalamak için, sorunların çözümünde bir nebze olsun hizmetim geçerse ne mutlu bana. Ayrıca teknolojinin kötüye kullanımı yüzünden ve diğer nedenlerle oluşan, korkunç ahlâkî erozyon sonucu; fenalıkların ve sapık akımların yayıldığı bir ortamda, materyalizmin girdabında boğulmak üzere olan, bunalım içindeki insanlara el uzatarak, irşat ve hidayetlerine vesile olmaya çalışmak en başta gelen vazifemizdir. İmam Taberânînin naklettiği bir Hadisi şerifte Hz. Peygamberimiz (S.A.V.) şöyle buyurmuştur. “Ey Ebu Râfî! Senin iki elin üzerinden (senin gayretlerinle) Hz. Allah’ın bir kulunu hidayete erdirmesi senin için üzerine güneşin doğduğu her şeyden hayırlıdır.” Hz. Peygamberimizin “Din nasîhattir” Hadisi de bu vazifemizi en güzel şekilde özetlemektedir. Şu halde, yangını görüp, canhıraş bir şekilde bir kova su ile de olsa söndürmeye çalışmak gerekirken, seyirci kalmak, hatta keyfince yan gelip yatmak ne büyük bir gaflettir. Günümüzde yaşanılan olaylar gösteriyor ki, teknoloji hangi seviyeye ulaşırsa ulaşsın, ilmî gelişmeler hayatı ne kadar kolaylaştırırsa kolaylaştırsın DÜNYA NİMETLERİNİN HİÇBİRİ İNSANOĞLUNUN RUHUNU TATMİN ETMİYOR. İnsanların pek çoğu mânevî buhran ve psikolojik bunalım içinde. Kısa bir süre önce medyamızda yayımlanan istatistikî bir rapora göre; Türk toplumunun %50 den fazlası psikolojik tedaviye ihtiyaç duymaktadır. Psikiyatri kliniklerine başvurular artmıştır. İnsanların bunalıma girmesi, iç huzuru bulamayarak psikolojisinin bozulması, cinnet, şiddet ve intihar vak’aları acaba salt ekonomik nedenlerle açıklanabilirmi? Maddenin ve materyalizmin ağır baskısı altında ruhen bunalan insanlar, uyuşturucuya, alkole ve nefsanî eğlencelere başvursalar da bir türlü tatmin olmuyorlar. Çünki tedavinin yolu başkadır. Cenabı Hak ayetinde bu reçeteyi açıklamıştır. “Dikkat edin!İyi anlayın! Ancak ve sadece Allah’ı zikretmekle kalpler mutmain olabilir” (Rağd 28) Yani huzurun yolu ve bunalımdan çıkışın ilacı imanla Allah’a yönelmektir. Hatta iman ve zikir sadece ruhî değil,bedeni rahatsızlıkların tedavisinde de etkilidir. Günümüzde modern tıp bunu kabul etmiş ve kısmen uygulamaktadır. Pek çok Türk bilim adamı gibi, ABD. Cerrahlar Birliği üyesi ve mühtedî Dr.Poll Ernest Adolph yıllarca yaptığı klinik çalışmaları ve hastaları üzerinde tetkikleri sonucunda; şunları söylemektedir. “Öyle inandım ki, hakikî ilaç aynı anda hem ruha, hem de cisme şamil olmalıdır. Tıbbî ve cerrahî mâlûmatımı, Allah’a imanım ve ilmimle tatbik etmenin vazifem olduğunu idrak ederek, bu iki yönü sağlam bir esasa bağladım. Ancak bu yolla hastalarımın muhtaç olduğu ilacı onlara sunmaya muvaffak oldum. Tıbbi çalışmalarım esnasında, maddi bilgilerim yanında, manevi bilgilerle de mücehhez olduğum zaman birçok hastalığı gerçekten tedavi edebileceğimi anladım. Eğer insan bu tıbbi çalışmadan Rabbini uzaklaştırırsa, bütün çalışmaları, yarım doz verilen ilaç kadar bile tesirli olmaz.” Hepimiz gayet iyi biliyoruz ki, İnsan ruh ve bedenden ibarettir. Birindeki hastalık diğerini de rahatsız eder. İşte acizane biz burada, Kur’an eczanesinden devşirdiğimiz hayat ve huzur reçetelerini sunmaya çalışacağız. Hüdaya emanet olun.
S. Çetin Şahin
•Gençler iş beğenmiyor ön yargısına katılmıyorum. Ülkede yoksulluk sınırın 51000 TL diye açıklanıyorsa. Gençlerin değil, mevcut çalışanların da çok büyük bir kısmının iş beğenmemesi normal değil mi?